Türkiye’nin Yüzyıllık İnkârı: Ermeni Soykırımı
Tim Arango

1915 yılında, I. Dünya Savaşı sürerken, yaklaşık 1.5 milyon Ermeni Osmanlı İmparatorluğu tarafından katledildi. Türklerin büyük bir kısmı ise bu toplu katliamın planlı olarak yapıldığına inanmıyor.

Çeviri: Yağmur Yılmaz

Çüngüş, Diyarbakır

Yamacın içerisine dikilmiş, harap haldeki taş manastır, korkunç bir geçmişin terk edilmiş ve perişan bir anıtı gibi duruyor. Bu dağ köyünün öbür ucundaki çürümekte olan kilise de öyle. Daha da ileride, yerde açılmış derin bir yarık var; o kadar derin ki, içine bakan karanlıktan başka bir şey göremiyor. Yüz yıl önce, sayısız Ermeni, geçmişinin getirdiği bir rahatsız ediciliği olan bu deliğe atılarak ölümlerine terk edilmiş.

78 yaşındaki Vahit Şahin, köyün merkezindeki kahvede oturup, nesilden nesle aktarılan hikâyeleri anlatıyor:

“Hepsini, tüm erkekleri o çukura attılar.”

Şahin, sandalyesinde dönüyor ve manastırın olduğu yöne işaret ediyor: “O taraf Ermeni’ydi.” Bu kez diğer tarafa dönüyor: “Bu tarafsa Müslüman. İki taraf başta epey iyi anlaşıyordu.”

Yüz yıl önce, I. Dünya Savaşı’nın getirdiği çalkantının ortasında, bu köy dahil olmak üzere Doğu Anadolu’nun sayılamayacak kadar çok köyü birer katliam sahasına dönüşmüştü. Balkanları yeni kaybetmiş ve Arap bölgelerini de yitirme ihtimaliyle karşı karşıya olan Osmanlı Devleti, çok daha yakınında başka bir tehdit görmüştü.

Hristiyan olan Ermeni nüfusunun, Osmanlı’nın başlıca düşmanlarından Rusya ile işbirliği içinde olduğu endişesi içindeki devlet erkanı, tarihçilerin ifadesiyle 20. yüzyılın ilk soykırımına girişti: Yaklaşık 1.5 milyon Ermeni ya buradaki gibi bir kıyımın kurbanı oldu ya da Suriye Çölüne yürümeye zorlanarak açlıktan öldü.

Soykırım, I. Dünya Savaşı’nın en büyük zulmüydü. Bunun yanı sıra, Türkiye’nin yetkili makamlarının yüz yıldır süren sessizlik ve inkârıyla karşılaşması sebebiyle, savaşın en şiddetle tartışılan mirası olmaya devam ediyor. Hayatta kalan Ermeniler ve daha sonraki nesiller için ise soykırım, kimliklerinin belirleyici ve merkezi bir unsuru hâline geldi ve soykırımın neden olduğu ruhsal yaralar nesilden nesle aktarıldı.

“Ermeniler tam bir asırdır, soykırım yapıldığını dünyaya haykırıyorlar,” diyen Gaffur Türkay’ın gençken soykırımdan kurtulmuş olan dedesini, Müslüman bir aile yanlarına almış. Geçtiğimiz yıllarda kökenlerini keşfeden, kendini bir Ermeni olarak tanımlamaya başlayarak Hristiyan olan Türkay şöyle diyor: “Biz, yüzyıl önce olduğumuz gibi, bugün de gerçek kimliklerimizle bu ülkenin bir parçası olmak istiyoruz.”

ermenisoykirimi

Dünyadaki Anmalar

Osmanlı’nın 1915 yılında İstanbul’daki ileri gelen Ermenileri topladığı ve tarihçilerin çok daha geniş kapsamlı bir yok etme planının ilk adımı olarak kabul ettikleri 24 Nisan günü, soykırımın 100. yılı için anma törenleri yapılacak. Türkiye’deki ve diasporadaki Ermeniler, soykırımda kaybedilenlerin hatırasını onurlandırmak için Taksim Meydanı’nda toplanmaya hazırlanıyorlar. Aynı zamanda Ermeni ve Türk müzisyenlerin yer alacağı bir konser yapılacak.

Ermenistan’ın başkenti Yerevan dahil olmak üzere, dünya çapında birçok başkentte benzer törenler düzenlenecek. Ermeni kökenli Kim Kardashian, rapçi kocası Kanye West ile birlikte, soykırıma dikkat çekmek için kısa süre önce Yerevan’ı ziyaret etmişti. Avrupa Parlementosu ve Papa Francis’in de katliamları Soykırım olarak tanımlaması Ankara’nın üstündeki baskıyı arttırıyor.

Türk hükümeti zulmün yapıldığını kabul ediyor, ancak bunun savaş zamanında, başka birçok insan ölürken gerçekleştiğini söylüyor. Resmi makamlar, ortada Ermeni nüfusunu sistematik olarak ortadan kaldırmaya yönelik – ki bu soykırımın yaygın olarak kabul edilen tanımıdır – bir plan olduğunu ısrarla reddediyor.

Ankara’daki yetkililer ne anma törenlerinden birine katılıyor ne de Ermenilerin özür talebine bir yanıt vermeye hazır gibi görünüyor. Bunun yerine, tam da soykırımın yıldönümünde, modern Türk kimliğinin temellerinin atılmasına yardımcı olan Çanakkale Savaşı’nın yüzüncü yıldönümünü anmak için bir tören düzenleniyor.

Soykırımın yıldönümü, son birkaç yıldır Türk hükümetinin bu konudaki tutumunu yumuşatıyor gibi gözükmesini takip eden bir sürece denk geliyor. Sivil toplum kuruluşlarının sayısının gittikçe artması ile birlikte, hükümetin tarih anlayışının resmi tarih anlayışından daha hoşgörülü bir hâle geldiği görülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, geçtiğimiz yıl Ermenilere sunduğu taziyeyle, şimdiye dek hiçbir Türk liderin acı dolu tarihi kabullenme konusunda atmadığı kadar büyük bir adım attı.

Ancak yıldönümü yaklaştıkça, yine alışıldık, oturmuş kalıplara geri dönülüyor: Türklerin inkârı, Ermenilerin öfkesi ve uzlaşmaya dair zayıf emareler. Geleneksel söyleme sarılan Erdoğan, hırçınlaşmış durumda.

Yakın zamanda, “Ermeni diasporası dünyanın her yerinde soykırım iddialarına dayalı kampanyalarla Türkiye düşmanlığını geniş toplum kesimlerine aşılamaya çalışıyor,” diyen Erdoğan, şunu ekledi: “Biz sadece milletimizin son 100-150 yılda yaşadığı acıların peşine düşsek Ermeni iddialarından kat be kat fazlası ortaya çıkar.”

Seküler ve dindar, zengin ve fakir, liberal ve muhafazakar gibi ayrımların belirleyici olduğu Türkiye’de, Ermeni Soykırımının mirası Türkleri bir araya getirmeyi başarıyor. İstanbul’daki Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi tarafından yeni yapılan bir ankete göre, Türklerin sadece yüzde 9’u hükümetin, yapılan zulmü bir soykırım olarak nitelendirip, Ermenilerden özür dilemesi gerektiğini düşünüyor.

Türkiye’nin bu konudaki kemikleşmiş tutumu, tarih bilimiyle çelişmesine rağmen, I. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasında belirleyici bir miras oldu. Cumhuriyetin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde, toplum bir Türkleştirme sürecinden geçirildi; geçmişin silinmesi ve çok etnili kökenlerin inkârına dayalı bir toplum mühendisliği ustalıkla uygulandı. Ermeni katliamları ülkenin tarihinden silindi ve ancak 1970’li yıllarda Ermenilerin Türk diplomatlara karşı yürüttüğü terör kampanyasıyla halktan insanların gündemine girdi.

Bugün bile Türk ders kitapları Ermenileri birer hain olarak yaftalayıp, Ermeni Soykırımını yalanlıyor ve Osmanlı Devleti’nin Ermeni bölücülüğüne karşı “gerekli önlemleri” aldığını iddia ediyor. İstanbul Askeri Müzesi’nin bir odası, Müslümanların Ermeni militanların elinde gördükleri zulme adanmış.

Carnegie Uluslararası Barış Vakfı tarihçisi Thomas de Waal’ın, kısa süre önce Ermeni Soykırımını konu alan “Büyük Felaket” (Great Catastrophe) adlı kitabı yayımlandı. “Açıkçası, Rusya’yla ile işbirliği yapma niyetinde olan Ermeni devrimci ve isyancılar vardı,” diyen de Waal şöyle ekliyor: “Soykırım, topluluğun küçük bir kısmının ihanetini görenlerin, bunun için topluluğun tamamını cezalandırması vakası.”

Tarihçi, soykırımı, “kitle ölçeğinde kolektif cezalandırma” olarak tarif ediyor.

Türkiye Cumhuriyeti’nin liderlerinden birçoğu – Atatürk hariç – soykırımın asıl mimarlarındandı ve bunların bazıları devletçe el koyulan Ermeni mülkleriyle zengin oldular.

Soykırım konusunda çalışan, önde gelen Türk tarihçi Taner Akçam ise şöyle diyor: “Bir milletin kendi kurucularına katil ve hırsız demesi kolay değil.”

Türk hükümeti, soykırımın yıldönümün yaklaşmasıyla beraber, lethistorydecide.org adlı bir web sitesini finanse etmeye başlayarak, tarihçilerin bu meseleyi daha derinden incelemesi yönünde bir tutum takınıyor.

Tarihsel Bir Gerçek

Ermeniler, bunu bir hakaret ve yanıltmaca olarak görüyorlar; zira web sitesi, tarihsel kayıtların belirsiz olduğunu iddia ediyor. Ancak, gerçekler, Osmanlı arşivlerine, I. Dünya Savaşı sonrasında İtilaf güçlerince işgal edilmiş İstanbul mahkemelerindeki tanık beyanlarına ve zamanın görgü tanıklarının ifadelerine dayandırılarak yüz yıldır bilimsel olarak belgeleniyor.

“Geçmişte olanlarla ilgili bir ihtilaf olduğunu iddia etmek yanlış olacaktır,” diyen de Waal şunu ekliyor: “Tarihsel gerçekler iyice anlaşılmış durumda.”

Olaylar gelişirken dahi, gerçekler yaygın olarak biliniyordu. 18 Ağustos 1915 tarihli New York Times manşeti “Ermeniler can vermek üzere çöle sürülüyorlar” iken, Aralık ayından bir sayı ise “Bir milyon Ermeni öldürüldü ya da sürüldü” manşetiyle yayımlandı.

Ancak, o zamanlar bile Türkler inkâr dilini yazıya dökmekteydi. Bir Türk, gazetenin editörüne yazdığı, 1915 Ekim’inde yayımlanan mektubunda, “sözde” Ermeni katliamlarından bahsetmişti. Yapılan kıyımla ilgili, bugün Türkiye’deki hükümet yanlısı gazetelerin benimsediği anlatımın aynısı yapılmıştı.

Soykırımın mirası, Ermeni kuruluşlarının ülkedeki lobicilik faaliyetleri ve onlarca yıldır soykırımın tanınması için yapılan baskılar aracılığıyla, ABD siyasetinde de uzun süredir rol oynamakta. Temsilciler Meclisi 2007 ve 2009’da iki defa yaşanan ölümleri soykırım olarak kınamaya yaklaşmıştı ancak bu çabalar önce Başkan George W. Bush ve sonra Obama tarafından savuşturuldu.

Barack Obama dahil olmak üzere, yarışan başkan adayları, yürüttükleri kampanya gezilerinde “soykırım” kelimesini kullandılar. Ancak hiçbir ABD başkanı, Türkiye’yle olan ilişkileri bozma korkusuyla, bu kelimeyi sarf etmedi (sadece Başkan Ronald Reagan 1981’de Holokost anması için “Ermeni Soykırımına” da değinen yazılı bir bildirge düzenledi). Yaklaşan yıldönümü ile birlikte, 24 Nisan’daki yıllık demecinde “soykırım” kelimesini kullanması konusunda Başkan Obama’nın üstündeki baskı gittikçe artıyor.

Uzmanlara göre, ABD’nin Irak ve Suriye’de, IŞİD olarak da anılan İslam Devleti’ne karşı mücadelede Türkiye ile daha fazla işbirliği yapma çabası, Obama’nın vereceği kararı daha da çetrefilli hâle getiriyor.

armenia-page1-blog533

Diğer meclis üyeleriyle bir araya gelip, soykırımın tanınması için bir çözüm arayışında bulunan Demokratik Parti Kaliforniya delegesi Adam B. Schiff, “IŞİD’e karşı mücadelenin ve Türk desteğinin sağlanması zorunluluğunun”, soykırımın tanınması konusundaki girişimlerin önüne geçebileceği konusundaki endişelerini dile getirdi.

Türkiye’nin, çoğunluğunu Kürt nüfusun oluşturduğu güneydoğusunda ise başka bir söylem söz konusu – uzlaşma, özür ve tarihin dürüst bir biçimde değerlendirilmesi ile ilgili bir söylem.

Türkiye’nin mesele ile ilgili resmi söylemine karşı çıkan Türk yazar Cengiz Aktar’a göre Kürtler, “soykırımda büyük bir rol oynadılar.”

“Öldürenler onlardı,” diyor Aktar.

Şimdi ise tarihle yüzleşme niyetinde olanlar Kürtler. Geçen yıllarda, Diyarbakır’daki belediye yetkilileri, Ortadoğu’daki en büyük Ermeni kilisesi olan Surp Giragos Kilisesinin restorasyonuna yardım ettiler. Kilise, restore edildiğinden beri, büyürken Müslüman ve Kürt olduğuna inanmış, ancak şimdilerde kökenlerini keşfeden yerli Ermeniler için bir merkez haline geldi.

Diyarbakır, Sur belediyesinin eski başkanı olan Abdullah Demirbaş şunu dile getiriyor: “Biz borcumuz olanı geri ödemeye çalışıyoruz.”

Geçmişin Algıları

Tarihle gerçekten hesaplaşılmadığı için, birbiriyle çelişen söylemler, birbiriyle çatışan toplumsal hafızalar yaratmış vaziyette.

Geçenlerde, buradaki manastırın yakınlarında, Müslüman bir kadın “Ermenilerin Müslümanlara yaptığı korkunç şeylerden” bahsediyor ve Ermenilerin hamile Müslüman kadınları kaynayan reçel kazanlarına attıklarını anlatıyordu.

Yakında duran okul çağındaki bir genç kız, Zilan Akmeşe ise sınıfta Ermenilerle ilgili hiçbir şey duymadığını söyledi ve ekledi: “Bize Çanakkale’yi ve Osmanlı’nın Libya’daki savaşını anlatıyorlar.”

Kahvede otururken, köylerinin geçmişi hakkında ailelerinden duydukları hikâyeleri anlatan erkeklerden biri Türkiye’nin inkârıyla ilgili bir meseleye dikkat çekti. Türkiye soykırımı tanırsa Osmanlı’nın el koyduğu Ermeni topraklarının telafisi için tazminat ödenmesi gerekebileceğini söyleyen adam, arkadaşlarına, yurtdışından gelen bir muhabire “Burası gayrimüslimlerindi,” dememelerini tembihledi ve ekledi:

“Gelip bizim topraklarımızı alırlar.”

Daha sonra arkadaşlarından uzakta, 50 yaşındaki Behçet Başıbüyük aslında Ermeni kökenli olduğunu ve katliamlardan kurtulan büyükannesini, Müslüman ve yerli bir ailenin yanına aldığını anlattı. Başıbüyük, sık sık hakaretlere maruz kalsa da, kökenleriyle gurur duyuyor:

“İnsan, kökenlerine veya dinine göre değil de, nasıl bir insan olduğuna göre değerlendirilmeli. Ama burada bunu yapmıyorlar.”

Çevirenin notu: Yazı 16 Nisan 2015 tarihinde New York Times gazetesinde Türkiye’nin Yüzyıllık İnkârı: Ermeni Soykırımı başlığı ile yayınlandı. 17 Nisan’da başlık Ermeni Soykırımı’ndan Yüzyıl Sonra Türkiye’nin İnkârı Sadece Derinleşiyor şeklinde değiştirildi.

Orijinal Kaynak: New York Times, 16 Nisan 2015

http://www.nytimes.com/2015/04/17/world/europe/turkeys-century-of-denial-about-an-armenian-genocide.html?partner=rss&emc=rss&smid=tw-nytimesworld

Redaksiyon: Onur Günay