Cezaevleri Hakkında Muhtaç Kaynakça
Gülsünay Uysal

Hapishanenin Doğuşu
Michel Foucault (Çev. Mehmet Ali Kılıçbay)
İmge Yayınevi, 1992, 445 sayfa

Türkçe baskısı ilk kez 1992 yılında yapılan Hapishanenin Doğuşu, okuyucuya kapalı yapıları sorgulatıyor. Foucault’nun dönemi önemli ölçüde etkileyen bu eseri, modern iktidarın çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirişini, kaydedişini, sayısal hale getirişini ve ne şekilde egemen olduğunu gözler önüne seriyor. Kitabın temel önermesi, modern iktidarın herkesi bireyselleştirmeyi istediğini savunmaktadır. Çünkü bireyselleştirmek, gözetim altında tutmak ve cezalandırmak, yani egemen olmak demektir. Her kişi bir yerde kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak ve böylece gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır. Sadece hapishaneler ile ilgili değil, günümüz ilişkilerinin bütünü ile ilgili yeni eleştirel bir perspektif sunan kitap, uzunca bir süre daha bu alanda önemli bir kaynak olma niteliğini taşıyacağa benziyor.

Hapishane Defterleri
Antonio Gramsci (Çev. Adnan Cemgil)
Belge Yayınları, 2011, 336 sayfa

İlk çalışmalarında daha çok gündelik politika yorumlarını ve tartışmalarını konu alan Gramsci, kendisine üst yapılar teorisyeni sıfatını kazandıran Hapishane Defterleri’ni yaklaşık on iki yıl süren ve Mussolini’nin hapishanelerinde geçen döneminde yazdı. Gramsci, Hapishane Defterleri’nde “Hegemonya” kavramının açılımlarını göstermeye, bu açılımlarla beraber iktidar ve tahakküm ilişkilerinin kendini nasıl yeniden ürettiğini açıklamaya koyulmaktadır. Üzerine birçok düşünürün çalıştığı ve tanımlamalar yaptığı “hegemonya” kavramıyla, Gramsci özellikle egemen grup ya da sınıfın, öteki grupların rızasıyla elde ettiği iktidardan bahsediyor. Burada “rıza” kavramının ve iktidarın yeniden nasıl üretildiğinin üzerinde duruyor. Gramsci, bu rızanın alınabilmesi için kullanılan, kendisinin “hegemonik aygıtlar” dediği, bir takım araçları açıklıyor.

Hapishaneden Şiirler
Aytekin Yılmaz & Sezai Sarıoğlu (Der.)
Metis Yayınları, 2005, 208 sayfa

1994-2004 yılları arasında hapishanelerde yazılan şiirlerden oluşan seçki, özgün bir sese sahip. Ayrıca şiirler ileriye dönük bir potansiyel barındırmaları itibariyle de dikkat çekiyor. Bu seçkinin, döneminin sosyal ve politik çerçevesini çizen, poetik bir belge olma iddiasını da taşıdığı rahatlıkla söylenebilir.

Hapishaneden Çıkış: Dünyadaki Cezaevi Sistemlerinde Reform Mücadelesi
Ahmed Othmani (Çev. Işık Ergüden),
Metis Yayınları, 2003, 122 sayfa

Ahmed Othmani uzun yıllarını siyasi mahkûm olarak Tunus cezaevlerinde geçirdi. Othmani, bu kitapta kişisel hapishane deneyimlerini okurla paylaşırken aynı zamanda başkanı olduğu Uluslararası Ceza Sistemi Reformu Örgütü’nün etkinlikleri çerçevesinde hapishane gerçeğine değiniyor. Adalet sisteminin cinsiyetçi, sınıfsal ve ırkçı niteliğini, af yasalarının mantığını, hapishanelerdeki insan hakları ihlallerinin boyutlarını, liberalizmin kâr ilkesi doğrultusunda cezaevlerinden rant sağlamayı amaçlayan “suç ekonomileri”ni, cezaevi lobilerini gözler önüne seriyor.

Diyarbakır Cezaevi”nde İşkence Çeşitleri
Zülfikar Tak
Tevn Yayınevi, 2003

Temmuz 1980’de henüz on yedi yaşında olan Zülfikar Tak, aklımızın almadığı, vicdanımızın bir türlü sindiremediği işkencelerin yapıldığı yerdeydi, Diyarbakır Cezaevi’ndeydi. Üç yıl Diyarbakır Cezaevi’nde kaldı. Toplam on dokuz yıllık cezaevi hayatının sekiz yılını hücrede geçirdi. Tak, kendi yaşadıklarını ve o dönemde cezaevinde kalanların yaşadıklarını pek de gülünç olmayan karikatürlerine yansıttı. Diyarbakır Cezaevi’nde İşkence Çeşitleri adını verdiği karikatür kitabı için Tak: “Duyguları tahrik eden, kışkırtan bir çalışma. Ama ben artık bu tür çalışmaların yayımlanmamasını, orada yaşananların unutulmasını istiyorum” diyor. Tak, cezaevindeki tüm işkenceleri tasvir ediyor. 1989’da çizimlere başlayan Tak, cezaevine ilk girişte başlayan “Hoş geldin karşılama töreni”nden, makata cop, sigara sokmaya, tutuklulara yiyecek niyetine çöp yedirmeye, falakaya, mahkeme salonlarına ve idam provalarına kadar yaşanan acıları, adaletsizlikler ve cezaevi yaşamını çizgileriyle paylaşıyor. Kitap, ilkin Avrupa’da Almanca ve İngilizce yayımlandı. Daha sonra Tevn Yayınları tarafından Türkçe baskısı yapılan kitap, yasaklandı ve yayınevi hakkında dava açıldı.

Diyarbakır 5 No’lu
Mehdi Zana
Avesta Yayınları, 1983, 214 sayfa

12 Eylül darbesinden önce Diyarbakır belediye başkanı olan ve darbe sırasında tutuklanan Mehdi Zana’nın Diyarbakır Cezaevi’nde bizzat yaşadığı, gördüğü veya birinci ağızdan duyduğu işkenceleri anlattığı çok önemli bir kitap. Kürt tarihi için bir dönüm noktasına tanıklık eden kitap, Kürt meselesinin son otuz yılda aldığı şeklin anlaşılmasına ışık tutuyor. Mehdi Zana, Mazlum Doğan’nın Diyarbakır Cezaevi’nde bedenini ateş vermesine tanıklık ettikten sonra bu tarihi dönüm ile ilgili şunları yazıyor: “Bir halkın evlatları amaçları uğruna hayatlarına son verme eylemine girebiliyorsa bu halkın mücadelesini hiçbir gücün durduramayacağı açıktır. Ama bugün bizler tutsağız, elimiz kolumuz bağlı, yapabileceğimiz fazla bir şey yok. Sizler bizleri öldürebilirsiniz. Fiziki olarak yok edebilirsiniz. Ama unutmamak gerekir ki bizim ölümümüzle bu dava bitmeyecektir. Bizden sonrakiler daha güçlü bir şekilde mücadeleyi sürdüreceklerdir. Bizler inançlarımızdan ödün vermemek, düşüncelerimizin kutsallığını dosta-düşmana göstererek hayattayken sergileme kararındayız. Bize yapılanları her zaman, her yerde anlatmak çocuklarımıza, torunlarımıza söylemek, insanlık var oldukça 5 No’lu Cezaevi’nde yapılanları unutmamalarını sağlamak için, yapılanları romanlaştırmak, filme almak gibi bütün teşhir araç ve imkânlarını kullanmaktır. Bu insanlık dışı uygulamaların, cinayetlerin yakın gelecekte hesabı mutlaka sorulacaktır. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü tarihin ileriye dönük çarkını hiçbir kuvvet geriye döndüremez.”

Ölüm Koridoru: Diyarbakır Cezaevinden Notlar
Fırat Aydınkaya
Avesta Yayınları, 2011, 208 sayfa

Kitap, Diyarbakır Cezaevi’nde kalmış siyasi mahkûmlardan biri olan Hamit Kankılıç ile yapılan söyleşiye dayanmaktadır. 20 yıl çeşitli cezaevlerinde yatan Hamit Kankılıç’ın bir dönem tutulduğu Diyarbakır Cezaevi söyleşinin merkezinde. Söyleşiyi yapan Fırat Aydınkaya, bu çalışmanın Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan acıların unutulmaması, ifşa edilmesi amacıyla yapıldığını söylüyor. Kitap, zamanla önemsizleştirilen bu cezaevinde yaşananları, yani bir anlamda unutulmaya terkedilenleri yeniden gün yüzüne çıkarıyor.

Xalê Min Ferîd
Paşa Uzun
Vate Yayınları, 2006, 131 sayfa

Bu kitapta yazar Paşa Uzun, 1970’li yıllarda Kürt devrimci hareketinin önderlerinden ve aynı zamanda dayısı olan Ferid Uzun’un hikâyesini, katledilişini yazıyor. Siverekli bir Zaza olan Ferid Uzun, akrabası olan Mehmed Uzun ile beraber Diyarbakır Cezaevi’nde de kalmıştır. Kürtçe yazılmış olan kitap, Ferid Uzun’un cezaevi anılarını kapsamasının dışında dönemin Siverekinin ve bir nebze de olsa Kürdistan’ın sosyal ve siyasal fotoğrafı olma özelliği de taşıyor.

Hapishane Çağı: Kapatılan İnsan
Işık Ergüden
Versus Yayınevi, 2007, 140 sayfa

Işık Ergüden, Hapishane Çağı: Kapatılan İnsan’da okuru öznesiz bırakıyor. Öznesiz kalan eylem, bu eyleme maruz kalanı da özne olmaktan çıkarıyor. Ergüden hapishanedeki şiddetin, şiddete maruz kalan kadar şiddeti uygulayan açısından da toplumun ve sistemin bütünündeki şiddetin bir parçası olduğunu belirtiyor. Şiddet, dışarıda da şiddet, içeride de şiddettir. Fark şu, dışarıda şiddetin bir türünden kaçıp diğerine yakalanmak yani sürekli kaçmak; içeride ise yalıtılmış insan, yoğunlaştırılmış bir şiddetle karşı karşıya. Üstelik bu şiddet, dili olmayan bir şiddettir. Suç, iktidar hiyerarşisinin tepesinden aşağıya doğru örgütlenirken insanın kapatılışını; yalnızca hapishaneye değil, toplumsallığın her alanına kapatılışını ve kapatılmanın gözle görülmeyen, muğlâk sürecinin başladığını anlatan Ergüden’in kitabı zihinlerde kilitli olan hatta daha önce varlığı bile fark edilmemiş kapıların kilitlerini açıyor.

Notlar: 1950 Öncesi Cezaevi Notları
Kemal Tahir
Bağlam Yayınları, 1991

13 yıl cezaevinde kaldı Kemal Tahir. 1950 Öncesi başlıklı yazılarının ikinci ve son bölümünü oluşturan Notlar: 1950 Öncesi Cezaevi Notları, bu yıllardaki gözlemlerini kapsıyor. Yazar, özellikle Çankırı ve Malatya cezaevlerinde Anadolu’nun sayısız insan tipinden bahsediyor. Bir cezaevine kapatılmışken toplumu bütün boyutlarıyla anlamanın en çok yakışacağı kalemlerden biri de Kemal Tahir değil mi? Nazım Hikmet’in yolladığı ilginç bir mektubun da arasında olduğu Notlar: 1950 Öncesi Cezaevi Notları, Kemal Tahir’in 1938-1950 yıllarında yeni bir Türkiye ve dünya arayışlarında gözlem, düşünce ve değerlendirmelerini içeriyor.

Cezaevinden Memet Fuat’a Mektuplar
Nazım Hikmet
Adam Yayınları, 1995, 136 sayfa

Nazım Hikmet’in özen gösterilmeden basılmış olan yapıtları, bu işe gönül vermiş eleştirmenlerin çabalarıyla yıllardır derlenip toparlanmaya çalışılmış ama çeşitli nedenlerden ötürü bu karışıklıkların ve tutarsızlıkların bir türlü önü alınamamıştı. Adam Yayınları, Nazım Hikmet’in yeni bir toplu yapıtlar derlemesini sunuyor. Bu çalışmayla, Nazım Hikmet’in kitapları büyük bir özen ve duyarlıkla yeniden gözden geçirilerek karışıklıklar ve tutarsızlıklar ortadan kaldırılıyor.

Sorgu Yargılama Cezaevi Ceza Hukukuna Eleştirel Bir Yaklaşım
Hüsnü Yazgan
Ekin Yayınevi, 2002

Hüsnü Yazgan’ın, Sorgu Yargılama Cezaevi Ceza Hukukuna Eleştirel Bir Yaklaşım kitabının arka kapağında şöyle yazıyor: “Hakkın, hukukun, adaletin egemen olması, insanca yaşam koşullarının sağlanması için toplumsal değişim ve dönüşüm zorunludur. Toplumsal değişim ve dönüşümün sağlanması içinde inançlarının şahitliğini yapan, ağır bedellere rağmen onurlu tavırlarını sürdüren vasıflı insanlar gereklidir.” Kitap, ceza hukukuna farklı eleştirel bir perspektif getiriyor.

Punishing the Poor: the Neoliberal Government of Social Insecurity
[Yoksulu Cezalandırmak: Sosyal Güvencesizliğin Neoliberal Düzenlenişi]
Loïc Wacquant
Duke Üniversitesi Yayınları, 2009, 408 sayfa

Wacquant, Punishing the Poor: The Neoliberal Government of Social Insecurity (Yoksulu Cezalandırmak: Sosyal Güvencesizliğin Neoliberal Düzenlenişi) kitabında iki kollu dönüşümden bahsediyor. Sosyal yardım altyapısının zayıflatılarak zoraki çalışma rejimine dönüştürülmesi ile yoksulları etkisizleştirici ve muhafaza edici cezaevi rejiminin genişletilmesi. Kitap, Türkiye ceza infaz sisteminin anlaşılabilmesi açısından da önemli araçlar sunuyor.

Kadınlar, Irk ve Sınıf
Angela Davis (Çev. İnci Çeliker)
Sosyalist Yayınları, 1994, 263 sayfa

Angela Davis, Kadınlar, Irk ve Sınıf kitabında, kapitalist toplumsal sistemin insanın insan üzerindeki baskı ve sömürüsünü, sosyolojinin “toplumsal düzen” olarak tanımlayamayacağı bu kaosun, oluşum ve sürekliliği için temel dayanak edindiği ayrımcılık yaratma hünerlerinden ikisini, ırk ve cinsiyet ayrımcılığını inceliyor.

Cezaevi A. Ş.: Bir Cezaevi Doktorunun Anıları
Levent Burak Yıldız
Alfa Basım Yayın Dağıtım, 2005, 324 sayfa

Cezaevi A.Ş., tecrübesiz bir doktorun 1983 yılında Antakya E Tipi Cezaevi´nde başlayıp 1987 yılını Mart ayında Samsun Vezirköprü Cezaevi´nde sona eren, Türkiye´nin gerçekleri ile tanışma serüvenini anlatıyor. Kitap, 1980 sonrasında çarpıklaşmaya başlayan cezaevi sistemine ayna tutuyor.

Karafatmanın Sarayı
Daniel Koplowitz (Çev. Füsun Özlen)
Kanat Kitap, 2005, 401 sayfa

Daniel Koplowitz, 1975’te esrar kaçakçılığı suçundan Suriye sınırında tutuklandı. Antakya, Sağmalcılar, Burhaniye ve Buca gibi Türkiye’nin çeşitli cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı ve yaşadıklarını kaleme aldı. Karafatmanın Sarayı’nda Koplowitz, 1970’li ve 80’li yılların hapishane ortamını, tarafsız bir gözle, yargılamadan sunuyor: Cezaevlerindeki isyanlar, kabadayılar, devrimciler, turist ve sübyan koğuşları, Yılmaz Güney, Filistinliler, Bülent Ersoy, 12 Eylül, askerler, karafatmalar…

Hapishane Kitabı
Emine Gürsoy Naskali & Hilal Oytun
Altun Kitabevi, 2010

Editörlüğünü Naskali ve Altun’un yaptığı kitap, kolektif bir ürün. Kitap F tipi cezaevleri çerçevesinde gündeme gelen suç ve ceza konusunu ele alıyor. Kitapta makaleleri yer alan yazarlar, dünyada ve Türkiye’de hapishanelerin tarihsel gelişimini, toplumlardan toplumlara değişen ceza anlayışları ve uygulamalarını, tutuklu ve hükümlülerin gündelik hayatlarını, hapishanelerde karşılaşılan sorunları ve çözüm yollarını, hapishane olgusunun kültürün değişik alanlara yansımasını, ünlü yazar ve sanatçıların hapishane yaşamlarını ve pek çok konuyu tartışıyor. Çalışma, özellikle devletin ve akademinin hapishanelere yaklaşımının anlaşılması açısından önemli bir kaynak olma niteliğini taşımaktadır.

Türkiye Solunun Hapishane Tarihi I & II
Şaban Öztürk
Yar Yayınları, 2004 & 2011

Öztürk’ün üç cilt olarak düşündüğü ve şimdiye kadar sırasıyla 2004 ve 2011 yıllarında iki cildinin basıldığı bu kitaplarda adından da rahatlıkla anlaşılacağı gibi ağırlıklı olarak Türkiye solunun hapishaneler tarihi anlatılıyor. Öztürk, hapishaneler tarihini, Türkiye tarihinden koparmadan, dönemin olayları ile bağlantısı içerisinde anlatmaya özen göstermiş. Kitabın ilk cildi kısmen Cumhuriyet öncesi tarihi de içermekle birlikte 1960’lara kadar olan dönemi anlatıyor. İkinci cilt ise 1946-1974 arası Türkiye tarihi ağırlıklı olmak üzere hapishaneleri ele alıyor.

İnfaz Hukuku
Timur Demirbaş
Seçkin Yayıncılık, 2003, 510 sayfa

İkinci ve gözden geçirilmiş baskısı 2008’de yapılan kitapta “cezaevlerinin tarihçesi”, “uluslararası belgelerle karşılaştırmalı olarak hürriyeti bağlayıcı cezaların infazı” ve “ceza infaz kurumlarının idaresi” anlatılıyor. Demirbaş’ın kitabı, hem ayrıntılı hapishane tarihi anlatımıyla hem de infaz hukuku konusundaki akademik yaklaşımları özetlemesi anlamında önemli bir kitap.

Kara Arşiv: 12 Eylül Cezaevleri
Ali Yılmaz
Metis Yayınevi, 2013, 264 sayfa

Kara Arşiv 12 Eylül 1980 Darbesi’ni takip eden yıllarda, başta Mamak, Metris, Diyarbakır olmak üzere tüm Türkiye’de, askeri iktidarın cezaevlerinde ürettiği ve uyguladığı “kapatma, yıldırma ve yeniden şekillendirme” politikalarını ele alıyor. Cezaevi idarelerinin “keyfi ve münferit” gibi görünen uygulamalarının aslında ne denli organize, sistematik ve bilinçli olduğunu ortaya koyan araştırmacı Ali Yılmaz, geniş bir arşiv taraması ile bizzat birinci ağızdan tanıklıklara yer veriyor.