Yüz Yıllık Ah!
Adnan Çelik, Namık Kemal Dinç

Bu çalışma, Diyarbakır özelinde, 1915’in kolektif hafızasını ortaya çıkarmaya, kuşaklararası aktarım ve sessizleştirme süreçlerini anlamaya ve son derece güncel bir mesele olarak süregelen 1915’in şimdide nasıl kurulduğuna, anlaşıldığına, anlatıldığına ve gerekçelendirildiğine odaklanıyor. Sadece Diyarbakır’da yapılan sözlü  tarih görüşmeleri ile sınırlı olmayan; hem bölgenin 1915’teki durumunu kavramamıza olanak sağlayan tarihsel bilgi çerçevelerinden hem de Kürtlerin 1915’e dair hafızasından beslenen Kürt edebiyatından da istifade eden bir kitap çalışması. Kitap, 1915 hafızasının izini sürerken bireylerin öznel anlatılarının tarihsel bir suçluluk kolektifinde biriktiği yüzyıllık ah duygulanımının, bugüne kadar gerçekleşmemiş olan geçmişle yüzleşmeye dair imkânlarını sorguluyor. Tarih, hafıza ve edebiyat ekseninde şekillenen bu kitap; ne salt akademik bir içeriğe sahip ne de eleştirel bilgi üretiminden vazgeçen nostaljik bir anlatıdır. 

YÜZ YILLIK AH!

Toplumsal Hafızanın İzinde 1915 Diyarbekir 

Adnan Çelik, Namık Kemal Dinç

© İsmail Beşikci Vakfı Yayınları, Ocak 2015

ISBN 978-605-9073-05-9

Editör: Onur Günay

Yayına Hazırlayan: Derviş Aydın Akkoç
Mizanpaj ve Sayfa Tasarımı: Kolektif Atölye
Kapak Fotoğrafı: Çüngüş’e bağlı Yeniköy yakınlarındaki Düden
Kapak Tasarım:Emre İnan

“1915 Diyarbekir, Kürtler” Projesi
Danışma Kurulu: İsmail Beşikci, Leyla Neyzi, Mehmet Polatel
Proje Koordinatörü: Namık Kemal Dinç
Proje Asistanı: Süleyman (Kadir) Kaçan
İdari Asistan: Tülin Dağ
Saha Çalışanları: Adnan Çelik, Namık Kemal Dinç, Serdar Öztürk
Bant Çözümleri: Aziz Tekin, Bora Çelik, Enes Meçin, Engin Emre Değer, Mahmut Öztürk, Ramazan Turantaylak, Ünzile Arslan.
Kürtçe’den Türkçe’ye Çeviri: Aziz Tekin, Bora Çelik, Ramazan Turantaylak

Abdullah Öcalan (Amara’dan İmralı’ya)
Müslüm Yücel

Bu kitap varolanı bilme merakı için yazıldı. Abdullah Öcalan kimine göre lider kimine göre teröristbaşı. Ona inananlar için lider, partililer için başkan, sevmeyenler için can alan, vatan haini, dostları için arkadaş, kardeşleri için ağabey, annesi ve babası içinse oğul. Herkesin kendi bakış açısından gerçekliklerinin sağlaması Abdullah Öcalan. Tarihe ismini yazdırmış iyi ya da kötü tüm insanların yazgısını taşıyor o da. Bu kitap onun satır aralarını takip edebilmek için yazıldı. Yaptıklarının dipnotlarını görebilmek, onun yaşayışını anlamak, fikirlerinin kaynağına inebilmek için okurlara sunuluyor.  Dindar ve dürüst babası, ayakları yere sağlam basan dirayetli annesi, kardeşleri, ailesi, dostları, Abdullah Öcalan’ın yaşamdaki süreçleri, beş vakit namaz kılan bir gençten sosyalist bir devrimciye evrilişi, Denizlerin Mahirlerin yolunda giderken yaşadıkları, yeni bir örgüt kurma sancıları, zaafları, merakları, prensipleri ve varolma serüveni onu seven ya da sevmeyenler değil merak edenler için kaleme alındı.
Araştırmacı, şair, yazar Müslüm Yücel, hakkında yazılmış tüm kaynakları tarayarak, Öcalan’ın eserlerini okuyarak, etrafındaki insanlarla ya bizzat görüşüp ya da bilgi alışverişi sağlayarak, olabildiğince objektif ve yorumsuz, varolanı ortaya koymak için kaleme aldı bu kitabı. Karar artık sizde, onu tanımak istiyor musunuz yoksa sevme ve sevmeme noktasında sabit misiniz…
(Tanıtım Bülteninden)

Yayınevi: Alfa Yayıncılık

590 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 13 x 19 cm

İstanbul, 2014
ISBN : 9786051069562

Zimanek Çima Tê Qedexekirin? – Cuma Çiçek

Ev pirtûk, li ser dîroka dilsoj a zimanê kurdî ji vê pirsa bingehîn re bersivekê digere. Polîtîkayên dewletê yên der barê zimanê kurdî de û têkoşîna kurdan a siyasî û hiqûqî ya li dij wan polîtikayan di pirtûkê de cihekî berfireh digire. Di van rojên ku mijara nîqaşa statûya perwerdehiya bi zimanê zikmakî di rojevê de ye, ev pirtûk xwedî çawaniyekê ye ku dikare asoyeke firehtir li ber me veke. Pirtûk ne tenê têkoşîn û serpêhatiya zimanê kurdî ya li Tirkiyeyê, ji welat û erdnîgariyên ku qedexeyên li ser zimanan û têkoşîna azadiya zimanan lê tê meşandin jî gelek mînakan dide û hewl dide ku ji bo gihiştina statûyekê ya zimanê kurdî, modelekê deyne meydanê. Ev xebata ku di warê xwe de berhemeke tekane û hêja ye, tiştekî din jî nîşanî me dide ku têkoşîna li hemberî windakirina zimanan têkoşîneke zor û zehmet e û jê re ked û xebateke bêhempa divê…’

Folklor û Roman – Remezan Alan

Payebilindkirina çand û zimanê gelêrî ya ji aliyê mêleke neteweperwer ve, tiştekî nû nîne; di wê dewrê de ew, wek cewherê milet, warê hundurîn ê saf hat qodkirin. Tiştê nû ev e ku di van 15-20 salên dawîn de vê mêlê, di nav edebiyata kurdî de bi awayekî lezgîn forma romanê ji xwe re kiriye rêyek. Rêjeya hebûna romanên folklorîk delîla herî berbiçav a vê rewşê ye. Rastiyeke peyva “serdema romanê” heye, belê, daxwaza romannûsîneke (fantazmaya romanê) ku nayê zeptûreptkirin jî heye; û nivîskarê kurd dixwaze bibe parçeyekî vê pêvajoyê. Lêbelê heman daxwaz, techîzad û cinekî afirandinê jî şert nake? Çima nivîskarê kurd gelek caran xwe wek rewşenbîrek, rewşenbîrekî çanda berxwedanê dibîne û li ser vê yekê hem dixwaze li ser navê gel xeber bide û hem jî wî perwerde bike? Pênûsa ku li ser telafîkirina kêmasiyên dîrokî ji xwe re mebestek tayîn kiribe dê rastî anakronîzmên zimanî û dîrokî û her wiha hin xisarên edebî neyê? Bêeyariya mesafeya vegotinê û otorîteya hazir û nazir ya nivîskariyê dê hin kêşeyên vegotinê neynin? Di ber de, romanên ber dest jî dema xwe li tengala kêmasiyên civakî te’rîf dikin, lingên wan ji zemînekî hunerî naşemite û nakeve ser erdeke civakî? An dema ev roman jî li dor temayên wek hafizeya civakî, nasnameya netewî, leheng û mîtên dîrokeke resen a milet, dersên dîrokî, bawerî û olên heterodoks ên mezlûm çerx bidin, hinek ne pêwîst e ku xebata derbarê wan de jî bi têgehên zanistên beşerî xeber bide?..
Belkî jî ji ber vê yekê Folklor û Roman, hem xwendineke ku pala xwe dide vegotinnasiyê û hem jî sosyolojiya edebiyatê dike û bi vê rêbazê di rexneya edebiyata kurdî de dibe mînakeke girîng û kemilî.

Kûnye

Remezan Alan.

Folklor Û Roman: Li Dor Texeyyulên Berê Rêçên Îroyîn
Çap. 1. Stenbol: Weşanên Peywend, 2013

Milliyetçi eğilimler tarafından halk dili ve kültürünün yüceltilmesi, yeni bir şey değil, milliyetçi dönemlerde bu dil ve kültür, milletin özü, saf iç alan olarak kodlandı. Yeni olan, bu son 15-20 yıl içinde bu eğilimin Kürt edebiyatı içinde süratle roman formu içine yerleşmesidir. Folklorik romanların bolluğu, bunun en somut delili. Evet, “roman çağı” sözünün bir gerçekliği var, zaptürapt edilemeyen bir roman yazma arzusu (roman fantazması) da var ve Kürt yazarı bu sürecin bir parçası olmak istiyor. Ancak aynı arzu, bir teçhizat ve yaratma cinini de şart koşmaz mı? Neden Kürt yazarı çoğu zaman kendini bir aydın, bir direniş kültürü aydını olarak görüyor ve bu minval üzere halkıyla konuşmaya ve onu eğitmeye çalışıyor? Tarihsel eksikliklerin telafisine kendini adayan bir kalem, dilsel ve tarihsel anakronizmler ile edebi kayıplarla karşılaşmayacak mı? Anlatı mesafesinin ayarlanmaması, hazır nazır bir yazarlık otoritesi, bazı anlatı sorunlarına yol açmayacak mı? Üstelik eldeki romanlar da habire kendilerini toplumsal eksikliklerin yanı başında tarif ettikçe, ayakları edebi bir zeminden kayıp, toplumsal bir zemine yerleşmeyecek mi? Ya da toplumsal hafıza, ulusal kimlik, otantik bir tarihin mit ve kahramanları, tarihsel dersler, gadre uğramış heterodoks din ve inançların etrafında dolandıkça bu romanlar, onları analiz etmeye soyunan bir çalışmanın da beşeri bilimler terimleriyle konuşması bir ihtiyaca dönüşmeyecek mi?..
Belki de bunlardan ötürü Folklor ve Roman, hem anlatıbilime hem de edebiyat sosyolojisine dayanan bir okuma yapıyor ve bu yolla Kürt edebiyat eleştirisinde önemli ve olgun bir örneğe dönüşüyor.

Kitabın Künyesi

Folklor û Roman,
Remezan Alan,
Peywend yayınları,
İlk Basım: İstanbul, 2013

 

Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri
Choman Hardi

Irak yönetimi, Şubat ve Eylül 1988 tarihleri arasında 2000’den fazla Kürt köyünü yıktı, onbinlerce kişiyi öldürdü ve çok daha fazla sayıda insanı zorla yerinden etti. Bu harekat, “savaş ganimeti” anlamına gelen Enfal kelimesiyle adlandırıldı. Operasyondan kurtulanlara göre Enfal Eylül’de bitmedi: Felaketin sonrasında yaşananlar yani gaz saldırıları, zorla kaybetmeler ve kamplardaki yaşam da Enfal hikâyesinin bir parçasını oluşturuyor.

Bu kitapta, Kürt kadınlarının Enfal sırasında yaşadıkları şiddet, yıkım, sevdiklerinin zorla kaybedilmesi ve kendilerinin hapsedilmesi gibi tecrübeler incelenmektedir. Kitapta, kadınların soykırımdan sonra hayatta kalmak için başvurdukları stratejiler ele alınmaktadır. Choman Hardi, kadınların kendi tanıklıklarını bir araya getirip aydınlatarak aşırı politize edilmiş, basitleştirilmiş ve milliyetçilikle bezenmiş hâlihazırdaki söylemin aksine Enfal söylemini yeniden inşa ediyor. Hardi, cinsel şiddetin kurbanı olmalarına rağmen sorumlu tutuldukları için kadınların ataerkil toplum içindeki cinsel istismar ve tecavüz konularında sessiz kalmaları meselesini de tartışıyor.

Soykırımın Cinsiyetçi Tecrübeleri, Saddam Hüseyin’in Kürtlere karşı yürüttüğü savaşla ilgili değerli ve ikna edici bir kaynak. Dr. Hardi’nin titiz çalışması, az araştırılmış bu meseleyi anlaşılır ve itidalli bir şekilde açıklığa kavuşturuyor. Hardi’nin hadiselere hakim olması ve hayatta kalanların anlatılarını analiz ediş biçimi kitabı ilgi çekici kılıyor. Toplumsal cinsiyet ve soykırımla ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap.

Avesta Yayınları

304 s. — 2. Hamur– Ciltsiz — 14 x 22 cm

Diyarbakır, 2013
ISBN : 9786055279592

Çeviri : Hikmet İlhan

TÜRKİYE’DE KÜRT ULUSAL HAREKETİ

“Kürt Sorunu” Türkiye’nin güncel siyasi hayatının tartışmasız düğüm noktasını oluşturuyor. Her cenahtan farklı seslerin yarattığı gürültü ortasında meselenin kökenine dair şu soru, kaba cepheleşme yüzünden, gözden kaçırılıyor: Kürt hareketi neden ve nasıl oluştu? Cengiz Güneş’in çalışması, bu hareketin tarihsel gelişimini Kürt kaynaklarına dayanarak, Kürt hareketi ile Türk sosyalist hareketi arasındaki gerilim ve yakınlaşma noktalarını inceleyerek ve sonunda protestodan direnişe dönüşen söylemin ulusal hareket içerisinde nasıl cisimleştiğine odaklanarak sarih şekilde çözümlüyor. Güneş’in, Kürt hareketinin “ulusal kurtuluş” ve “demokratik” diye nitelediği iki temel söyleminin nasıl oluşup şekillendiği ve bugüne ulaştığını tarihsel süreç içerisinde sergilediği elinizdeki çalışma, Türkiye’nin siyasi hayatındaki en yakıcı probleme ilişkin gerçekçi bir tablo sunuyor.
Cengiz Güneş bu kitabında Kürt hareketinin tarihini ve direniş söyleminin
oluşumunu akademik açıdan tartışmakla kalmıyor; aynı zamanda bu söylemin kurulmasında müzik, televizyon, kültürel etkinlikler, Newroz kutlamaları gibi olayların ve iletişim kanallarının nasıl önemli bir paya sahip olduğunu da gözler önüne seriyor.

Yazar: CENGİZ GÜNEŞ
Kitabın Adı: TÜRKİYE’DE KÜRT ULUSAL HAREKETİ:
Alt Başlık DİRENİŞİN SÖYLEMİ
İngilizceden Çeviren: Eflâ-Barış Yıldırım
ISBN: 978-605-4412-86-0
Sayfa: 364
Fiyat: 22 TL
Konu: Araştırma İnceleme