Kemalistlerin Yerine Getirmediği Kürtlere Özerklik Vaadi Belgeleri – II

Her ne kadar bugün Halkların Demokratik Partisi’nin dillendirdiği demokratik özerklik projesi Türkiye ve Kuzey Kürdistan siyasi tarihi için tamamen yeni bir proje olarak konuşuluyor olsa da bu doğru değil. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde Kürtlerin kayda değer bir bölümünün Mustafa Kemal’in öncülük ettiği harekete destek vermesinin sebebi Kürtlere verilen lakin 1923 yılı sonrası tutulmayan sözlerdi. Demokratik özerklik tartışmasını derinleştirmek adına 1921 yılında TBMM hükümetinin Dışişleri Bakanı Bekir Sami’nin Londra Konferansı’nda yaptığı konuşmanın raporunu tarihsel belge niteliği taşıdığı için yayınlıyoruz:

BELGE: Londra Konferansı ve Özerklik Tartışması

Bekir Sami Bey ((Londra Konferansı hakkında Hariciye Vekili Bekir Sami Bey heyeti tarafından hükümete sunulan raporun tamamı ve özgün belgesi için bkz. Atatürk’ün Milli Dış Politikası, I, s. 277-315. Yukarıdaki alıntı, 26 Şubat 1921 günlü oturumla ilgilidir. Bkz. s.306 vd. Bekir Sami Bey’in konuşması Fransız Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde de bulunuyor. Bkz. E-Levant La Turquie, c.163, s.189’dan aktaran Hasan Yıldız, XX. Yüzyıl, s.74. )):

“Ankara hükümetinin koyduğu Teşkilâtı Esasiye kanunu [Anayasa – 1921] gereğince bazı hususlarda vilâyetlerin idarî özerklikten istifade etmekte olduklarını, eğer Kürtlerin çoğunluk oluşturdukları yerlerde ahali arzu ederse Türkiye’nin buraları için mahallî özerklik vermeye hazır olduğunu, Kürtlerin yoğunluk oluşturduğu yerler, özellikle Bitlis ve Van vilayetleriyle Musul vilayetinin bir kısmından ibaret bulunduğunu, İran hududunda Kürtlerin özellikler sayıca çoğunluk olduklarını, halbuki Erbil, Altınköprü, Tuzhurmaton’da Türk çoğunluğun oturduğunu izah etti.”

“Lord Curzon kaç sancakta Kürt çoğunluğu bulunduğunu ve Kürt mebuslarının sayısını ve bunların toplamı ile mebusların toplam sayısı arasındaki oranı sordu.”

“Bekir Sami Bey bu hususta bir sayı söylemenin zor olduğunu, çünkü sancaklar her kimi isterlerse mebus seçebilip nitekim kendisi Çerkes olduğu halde hiç Çerkes bulunmayan bir yerden mebus seçildiğini ve bu suretle Türk sancaklarının dahi Kürtlerde mebus seçmiş olabileceğini ve dolayısıyla oran hakkında kesin bir şey diyemeyeceğini ifade etti. Ve Lord Curzon’un Kürtlerin çoğunluk oluşturduğu yerlerde kendilerine özerklik verileceğine dair olan ifadeye gönderme yaparak özerklik (autonomy) kelimesinden ne mânâ kastedildiğini sorması üzerine bu özerklik yalnız Kürt vilayetleriyle sınırlı olmayıp bütün vilayetleri kapsadığını ve vilâyetlerin kendi bütçelerini kendilerinin düzenlemeleri ile yerel işleri kendilerinin idare etmeleri demek olup idarî bir ademî merkeziyetten ibaret bulunduğunu izah eyledi.”

“Lord Curzon bu hal İngiltere’deki özyönetimden (self-government) biraz daha geniş bir hal olup Kürtlere karşı hakîkî bir hoşgörü mahiyetinde olmadığını söylemesiyle Bekir Sami Bey itiraz ederek Kürtlerin istediği şey yüzyıllarda beri olduğu gibi, Türklerle kardeş gibi yaşamaktan başka bir şey olmadığını ve Türklerle Kürtler arasında İngilizle Bir Skoçyalı arasındaki farktan fazla bir fark bulunmadığını söyledi.”

Aynı diyalog içerisinde Bekir Sami Bey, TBMM hükümetinin “Kürdistan’da plebisit uygulanmasına olur verebileceğini” de belirtmekle birlikte, 1921 Anayasası’nın tüm vilayetlere özerk olma hakkını verdiğini de belirtmekteydi.

Hazırlayanlar: Ali Sarı ve Harun Ercan

Kemalistlerin Yerine Getirmediği Kürtlere Özerklik Vaadi Belgeleri – I

Osmanlı’nın dağılma ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulma sürecinde Kürtlerin neden sonuç alabilecek bağımsızlıkçı bir çizgi geliştiremediği hala tartışılmaya muhtaç önemli tarihsel konular arasında yer almaktadır. Bu tartışmanın önemli boyutlarından birisi, Kürtlere verilen özerklik vaadidir. Her ne kadar bugün Kürt hareketinin ortaya koyduğu Demokratik Özerklik Projesi ilk kez tartışılan bir konu gibi genel kamuoyuna sunuluyor olsa da, bu meselenin 1918-23 sürecinde yoğun bir şekilde tartışıldığını tarihsel belgeler aracılığıyla görüyoruz. Diğer bir yandan, Kürtlerin bağımsız bir siyasi hat oluşturmamaları adına dönemin Kemalist güçlerinin bu vaadi konjonktürel olarak kullandığını, “Kurtuluş savaşı” sonrasında bu sözler hiç verilmemişçesine tarihi yeniden yazdığını söyleyebiliriz. Son olarak, 1923 sonrası ortaya çıkan Kürt isyanlarının/direnişinin temel kaynağının verilen özerklik sözlerinin yerine getirilmemesi olduğunu belirtmekte fayda var.

BELGE: TBMM Vekiller Heyeti Kararı

Kürtlerin kendi geleceğini tayin hakkı ve yerel idare

Kürdistan hakkında Büyük Millet Meclisi Vekiller Heyeti’nin Elcezire cephesi kumandanlığına talimatıdır.

1. Adım adım memlekette ve geniş ölçüde doğrudan doğruya halk tabakalarının ilgili ve etkili olduğu surette yerel idareler kurulması iç siyasetimizin gereklerindendir. Kürtlerin oturduğu bölgelerde ise iç siyasetimiz ve hem de dış siyasetimiz açısından adım adım yerel bir idare kurulmasını gerekli bulmaktayız.

2. Milletlerin kendi geleceklerini bizzat idare etmeleri hakkı bütün dünya da kabul olunmuş bir prensiptir. Biz de bu prensibi kabul etmişizdir. Tahmin olunduğuna göre, Kürtlerin bu zamana kadar yerel idareye ait teşkilatlarını tamamlamış ve reisleri ve etkili kimseleri bu gaye namına bizim tarafımızdan kazanılmış olması ve reylerini açıkladıkları zaman kendi geleceklerine zaten sahip olduklarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi idaresinde yaşamaya talip olduklarını ilan etmelidirler. Kürdistan’daki bütün çalışmanın bu gayeye dayanan siyasete yöneltilmesi Elcezire Cephesi Kumandanlığı’na aittir.

3. Kürdistan’da Kürtlerin Fransızlar ve özellikle Irak hududunda İngilizlere karşı düşmanlığını, silahlı çarpışmayla, değiştirilemeyecek bir dereceye vardırmak ve yabancılarla Kürtlerin anlaşmasına engel olmak, adım adım yerel idareler kurulması sebeplerini açıklamak ve böylece bize yürekten bağlanmalarını sağlamak, Kürt reislerinin mülkî ve askerî makamlarla görevlendirilerek, bize bağlanmalarını sağlamlaştırmak gibi, genel çizgiler kabul olunmuştur.

4. Kürdistan iç siyaseti Elcezire Cephesi Kumandanlığı tarafından birleştirilecek ve idare edilecektir. Cephe Kumandanlığı bu konuda Büyük Millet Meclisi Riyaseti ile haberleşir. Vilayetler tarafından izlenecek hareket çizgisini düzenleyecek ve birleştireceğinden mülkî memurların yöneticilerinin bu hususta mercii de Cephe Kumandanlığıdır.

Elcezire Cephe Kumandanlığı, idarî ve adlî veya malî değişiklik ve reformlara lüzum gördükçe bunun uygulamasını hükümete teklif eder.

Elcezire Cephe Kumandanı Mirliva Nihad Paşa hazretlerine.

Kişiye özeldir.

Büyük Millet Meclisi Vekiller Heyeti tarafından zatı devletlerine özel olmak üzere Kürdistan hakkında düzenlenen talimat yukarda olduğu gibi tebliğ olunur.

Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal

27 Haziran 1920*

(TBMM Gizli Celse Zabıtları, devre 1, cilt 3, içtima senesi III, 22 Temmuz 1338, s. 550)

 

* TBMM’nin 22 Temmuz 1922 günü yapılan gizli oturumunda okunan hükümet kararının 27 Haziran 1920 günü Elcezire Cephesi Kumandanlığı’na gönderildiği tutanaklarda belirtiliyor.  Hükümetin bu kararı, 27 Haziran 1920 öncesinde aldığı anlaşılıyor.

Bu belge, TBMM’nin internet sitesinde yayınlanan tutanaklardan alınmıştır. Bütün oturumun zabıtları için bkz: http://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/GZC/d01/CILT03/gcz01003078.pdf

, ,

Erken Cumhuriyet’te Muhalif Bir Yazarın Kaleminden 1930 Ağrı İsyanı ve Kürdistan Meselesi

Namık Kemal Dinç : Erken Cumhuriyet’te Muhalif Bir Yazarın Kaleminden 1930 Ağrı İsyanı ve Kürdistan Meselesi